|
|
Kültürümüz
Yazan : fatma dağlı
02 Mart 2010
GELENEK VE GÖRENEKLERİMİZ
BEBEK GÖRME
Anne doğum yapar yapmaz, mahalledeki komşular ve tanıdıklar bebek görmeye giderler.Giderken elleri boş gitmezler anne adayına pirinç çorbası,süt ve palize götürülür.Daha sonra ise bebeğe bebek eşyaları hediye olarak götürülür.Buna bebek görmesi denir.Gelen konuklara eskiden loğusa şerbeti ve loğusa çayı ikram edilirdi.Loğusa çayı bildiğimiz çaylardan olmayıp ıhlamur,karanfil,tarçın,ak zencefil vb.baharatların kaynatılmasıyla elde edilirdi.
Ayrıca Ilgın'da bebeklerin kırklanma adetleri vardır.Doğum yapan anne kırk gün boyunca evinden çıkmaz.Bebek ve anne doğumdan kırk gün sonra yıkanırlar buna kırklanma denir.Bebeğin kırklanması iki aşamada yapılır.Birincisi yarı kırk ikincisi tam kırktır.Yarı kırk 20 günün sonunda tam kırk 40 günün sonunda yapılır.Ancak kızların yarı kırkı bebeğin doğumunu takip eden 19.gün erkeklerinki 20.gün yapılır.Tam kırk kızlarda 39.gün erkek bebeklerde 40.gün yapılır.Bebeğin yıkanıp,abdest aldırılacağı suyun içerisine altın,gümüş ,nazarlık atılır.Bu suyla hem bebek hem de annesi yıkanır.Anne çocuğun üstüne gitmez.Eğer giderse kırk basıp bebeğin büyümeyeceğine inanılır.Bebekler kırkları dolmadan dışarı çıkarılmaz.Kırkın çıktığı gün ise mutlaka gezmeye götürülür.Misafir gidilen evin sahibi tarafından bebeğe hediye verilir.Bu hediyeye sıçanlık adı verilir.
SÜNNET DÜĞÜNÜ
Ilgın'da sünnet düğünleride başlı başına bir şenliktir.Evlenme merasimleri kadarda masraflıdır.Sünnet düğünü yapacak olan aile çocuğuna sünnet elbisesi alır.Düğün yapılacaksa davetiyeler dağıtılır.Genelde cumartesi akşamı çocuğa sünnet kınası yakılır.Kına gecesi yapılır.Davulun önünde gelen misafirler oynarlar ve eğlenirler.Pazar günü mevlid okutulur.Sünnet gezisi yapılır.Gezide konvoy halinde arabalar vardır.Çocuk sünnet ettirilir.Balonlarla süslenen sünnet odasındaki yatağa yatırılır.Gelen misafirler çocuğa para,altın ve çeşitli hediyeler verirler.Gelen misafirlere yemek verilir.Davul önünde eğlence yapılır.Düğün sona erer.
KIZ İSTEME
Ilgın'da dünürlüğe gitmek diye ifade edilen kız isteme, eski geleneklere uygun olarak yapılır.Kız ile oğlan anlaşmış olsalar bile bu durum değişmez.Dünürlüğe gidecek olan aileler perşembe veya pazar akşamının kutsallığına inandıkları için genelde bu akşamlarda dünürlüğe giderler.Dünürlüğe gitmeden önce oğlan tarafından gelen elçiler ,akşam kız istemeye gelebileceklerini ifade ederler.Eğer kız tarafı rıza gösterirse akşam ziyaret gerçekleşir.Dünürlüğe oğlan tarafından anne,baba,yakın akrabalar ve sevilen sayılan hoş sohbetli ekabirden bilge bir kişi götürülür.Kızı,dünürlüğe giden bilge kişi 'Allah'ın emri,Peygamberin kavli ile kızınızı oğlumuza istiyoruz'diye ister. Kızın babası,annesi ve yakınları bu işi aile büyüklerine sorup öyle karar verebileceklerini söyleyip ilk gün naza çekebilirler.Rıza gösterirlerse her iki taraf için hayırlı olması temenni edilerek tatlıya bağlanır.
SÖZ KESME
Kız tarafının oğlan tarafına olumlu cevap vermesinden sonra söz kesme için bir gün tayin edilir.O gün oğlan tarafı ile kız tarafının yakın akrabaları ve komşular davet edilir.Kıza gündüzden elbiseler ve çeşitli takılar alınır.Buna elbise görme denir.Akşam toplanıldığı zaman dua ile söz yüzükleri takılır.Daha sonra oğlan tarafının getirmiş olduğu lokum ve bisküvi misafirlere ikram edilir.Halk dilinde buna lokum yenme denir.Kız tarafı önceleri nişan olayının tatlı olması için şerbet hazırlar verirlerdi.Fakat günümüzde bunun yerine çay ve meşrubat ikram edilmektedir.Kız ile oğlana yüzük,aile büyüklerinden biri veya hoca tarafından takılır.Bundan sonra kız ile oğlan misafirlerin elini öperler.Gelen misafirler ve aile büyükleri kızın ve oğlanın avucuna göstermeden para sıkıştırırlar.Söz kesildikten sonra kıza gelin kız denir.
NİŞAN
Ilgında nişan bir kaç şekilde yapılır.Kimi aileler kız ve oğlan tarafının en yakınları arasında yüzük takar.Kimi de bu çerçeveyi daha geniş tutarak oldukça kalabalık bir grup eşliğinde törenle yüzük takarlar.
Nişanda karşılıklı bohçalar gider.Kıza,oğlana,kaynana,kaynata ve evde bulunan akrabalara bohça götürülür. Bohçalarda hediyeler bulunur.Bu bohçanın içindeki hediyelere dürü denir. Ayrıca tepsiyle baklava, şekerleme ve çetnevir de götürülür.Kız evine giderken hediyelerle gidilmelidir.Bu bir saygı ve görgü ifadesidir.Nişan bohçası gittiği zaman hısım akraba, konu komşu bakmaya gelirler.Kız tarafından giden bir kişi hediyelerin tek tek tanıtımını yapar.Öncelikle oğlana giden eşyalar,daha sonra kaynana,kaynata,çelebi(oğlanın erkek kardeşi) görümceye(Oğlanın kız kardeşi) eğer varsa dedeye ve nineye götürülen hediyelerin takdimi yapılır.Oğlan tarafından gelen hediyeler de kızın giyeceği eşyalar ve kızın anne ve babası ile kardeşlerine alınan hediyelerden ibarettir.
DÜĞÜN
Düğüne karar verildikten sonra düğün günü belirlenir.Oğlan tarafı kız tarafına istedikleri miktarda düğün davetiyesi verir. Düğünden önce davetiyeler dağıtılır.Ilgında düğünler genelde cuma günü başlar pazartesi sona ererdi.Bazı köylerde davetiye yerine davul eşliğinde her eve havlu,mendil,çorap,kibrit gibi eşyalar dağıtılır.Bunlara oku adı verilir.Bu hediyeler verilmek suretiyle düğüne davet edilmiş olur.Cuma günü Düğün davetiyesinde belirtilen saatte nikah kıyılır. nikahtan sonra evlilik yüzüğü takılır.Yüzüğün takılmasının ardından dua edilir ve takı merasimi yapılır.Misafirler oğlan ve kız tarafına iyi dileklerini bildirerek ayrılırlar.
Cumartesi günleri çalgı sabahtan oğlan evinin önünde başlar.Oğlan tarafı kız tarafına hazırlanan çeyizleri almak üzere davulcularla beraber giderler.Çeyizle genelde traktör kasasına koyularak götürülür.Kıza sandık getirilir.Sandık kız evinden çıkarılırken kızın yakınlarından bir kişi sandığın üzerine oturur.Oğlan evinden bahşiş ister.Bahşişi almadan sandıktan kalkmaz.Sandıkta teslim edilince, oğlan evi ılgın içindeyse davul esliğinde oğlan evine kız evinden bir kafileyle hareket edilir.Kızın arkadaşları,hısım ve akrabasından oluşan kafile ellerinde bohçalar tepelerinde sinilerle oğlan evine dürü götürürler.Oğlan evi dürü getiren kafileyi ağırlar.Hediye verir.
Cumartesi günü ayrıca kız hamamı yapılır.Cumartesi akşamüstü oğlan evi kız evine çalgıyla birlikte genelde traktör kasasında kadın ve kızlarla giderler.Kız tarafındanda kızın arkadaşları,hısım ve akrabasındaki kadınlarda traktör kasasına binip çalgıyla oynayarak ılgın kaplıcalarına giderler.Oğlan tarafından ağa diye tabir edilen kişi kaplıcaya girecek olan kişilere birer sabun ve mum verir.Giriş biletlerinide alarak misafirleri kaplıcaya sokar.Kadınlar kaplıcanın içinde tefle oynar.Kaplıcanın havuzlarının etrafında tef çalarak gelin kızı gezdirirler.
Oğlanın yakınları yada sağdıç gelin kızı banyo yaptırır.Gelinin giydirilmesinden sonra yüzüne pullu diye tabir edilen örtü örtülür.Tekrar traktör kasasına binen misafirler çalgı eşliğinde oynayarak kız evine götürülür.Gelin kız ve yakınları bırakılır ve oğlan evine geri dönülür.
Cumartesi günü oğlan evinde gelen misafirlere sarma,yoğurt çorbası,haşlama et, pirinç pilavı,hoşaf ve helva ikram edilir. Çalgı hiç susmadan devamlı çalar.Geceleyin oğlan ve kız evinde kına gecesi yapılır.Erkek ve kız evinde çalgı önünde mahalli oyunlar oynanır.Kına gecesinde kız ve oğlana kına yakılır. Kız kınasında kına yakıldıktan sonra kalan kına gönderilir ve bu kınadan damada yakılır. Kız kınasında gelin kıza işlik-şalvar diye tabir edilen kıyafet giydirilir.Kına gecesinde giyilen işlik-şalvar şip diye bilinir.Yüzüne kırmızı yada yeşil pullu örtülür.Kına yakarken okşama ismi verilen ağır havalar söylenir.Genelde bu ağıt tarzı havalarda gelin kız ağlar.Damada kına yakılırken de damadın arkadaşları çeşitli oyunlar düzenlerler.Damadın arkadaşları damada kına yakarken çimdik atarlar,çuvaldız batırırlar. Bunlardan damadı korumak sağdıcın görevidir.Sağdıç damadın oturduğu sandalyenin arkasında durup damadı korumaya çalışır.Gelinin ve damadın avuçlarına kına yakılınca, üzerine altın yada para konur.Böylece sıkıntı çekmeyeceklerine inanılır.
Ilgında bazen yapılan ve unutulmaya yüz tutmuş bir başka kına geleneği de 'Deve kaldırma olayı'dır.Evlenecek olan oğlanın arkadaşlarının yaptığı bir eğlence türüdür.Gençler geri,(bir çeşit örtü),merdiven,at kellesi,kahverengi yün ve heybe kullanarak deve yaparlar.Devenin çobanı,dedesi,doktoru,oynayan köçekleri (kız kılığına girmiş erkekler) ve eli sopalı muhafızları vardır.Çalgı eşliğinde gelen bu grup kına gecesine renk katar.Grup oynarken seyircilerden köçeklere sarkıntılık etmeye çalışanın cezası sopadır.Oyun oynarken aniden devenin sahibi dede hastalanır.Devenin çobanı bağırmaya başlar.'Dede öldü!Dede öldü!'Köçek kızlar ve muhafızlar ağlamaya başlarlar.Bu arada doktor çağrılır.Doktor,dedenin iyileşmesi için paraya ihtiyaç olduğunu söyler.Reçete şeklinde isim okunarak gelen misafirlerden para toplanır.Vermeyenin cezası ağırdır.Vermeyeni eskiden düvene koşarlar,suya batırırlar,pulluğa koşup çift sürdürürlerdi.Bunları göze alamayan,parayı vermek zorundadır.
SAYA GEZMESİ
Ilgın’da yine unutulmaya yön tutmuş folklor değerlerinden biride saya gezmesidir.bu folklor, ilçe de orta yaş ve ileri yaş grubunun ancak hatırlayabileceği bir gelenektir. Kış aylarının başlamasını (zemheri) takip eden 21 Aralık’ ta 27 gün sonraki 17 Ocak gününe rastlayan geceye yıldız sıçraması denir. O gece sayaya çıkılır.
Bu gecenin özelliği, kış ayının hafiflemesi, eskilerin tabiriyle “taş taşı kuytular” sözü ile hareket edilmesi ve baharın yaklaşmasının müjdecisi olmasıdır. Folklor olarak gerçekleşmesi ise bazı yörelerde sıra gezmeleri ve yaren toplantılarına eşdeğerdir. O gece 15-20 yaş arası bir grup genç,bir araya gelir.Bunlardan biri, bu grubun ebe başı (lider) olur.Ebe başının direktiflerine göre hareket edilir. Heybeler merkebe yüklenir.Mahalledeki evler teker teker gezilir. Kapısına durulan ev sahibi maddi durumuna göre ve gençlerin isteği doğrultusun da bulgur,kuruyemiş,meyve, yumurta,hindi,tavuk,neye gücü yeterse verir. Yiyecekler heybelere ayrı ayrı yerleştirilir. Burada esas önemli nokta; her evin kapısına durulduğu zaman ebe başının saya tekerlemesini aşağıdaki şekilde söylemesidir:
Saya saya sallı beyi
Dört ayağı nallı beyi,
Sayacı geldi duydunuz mu?
Selamını aldınız mı?
Ne kaldı ne kaldı?
Kırk elli gün kaldı
Kırk elli günü geçelim,
Koyunu kuzuyu seçelim
Meleşin kuzularım
Dedikten sonra, gruptaki bütün gençler, koyun ve keçi çanlarını çalarak meeeeee…. Meeeee.. diye bağırırlar. Bu tekerleme, yöre ve mahalle halkına saya günün geldiğini belirtir.Yiyecekleri de ona göre hazırlarlardı. Daha sonra toplanan yiyecekler ebe başına ve ya bir başkasının evine giderek yenilir, içilirdi. Bu eğlence sabaha kadar devam eder. Sayaya katılan gençler, yiyecekleri ile de ilgi çekerdi. Çoban ve efe kıyafetleri bunların en bariz şekilleridir.
Gölle gecesi
Folklor deyince akla ilk önce yöresel halk kültürü gelir. Ilgın , Konya yöresinin tüm gelenek ve göreneklerini yaşatmaktadır. İlçede 1960 yılından beri düzenlenen geleneksel gölle gecesi,halkın büyük bir eğlence kaynağı,yeteneklerini ortaya koyduğu ananevi bir eğlence türü idi. Bu töresel gelenek son yıllar da unutulmaya yüz tutmuştur. Bu ananevi geleneği okullar, Halk Eğitim Merkezleri ve Turizm Derneği’nin sahip çıkarak canlandırması gerekmektedir.
HIDIRELLEZ
Hızır ile ilyas peygamberlerin gökte buluştuklarına inanılan, güne, yani 6 Mayıs gününe Hıdırellez denir. inanışa göre 5 Mayıs günü ikindi vaktinden sonra dilekler tutulur. Zambak yapraklarının bir tanesine S (safa), bir tanesine C (cefa) harfleri yazılır ve eşdeğer bağlanır. Eğer ertesi güne kadar hangisi büyürse , o sene için o şahsa safa ve cefa çekeceğine inanılır. Boş cüzdan asılır. Eskiden delikli para bağlanırdı. Hıdırellez sabahı,sabah ezanlarından önce akan sulardan doldurulurdu; Çünkü akan suyun zemzem olduğuna inanılmaktadır. Hıdırellez gününün en güzel özelliği de o gün aşağı yukarı herkesin pikniğe gitmesi ve eğlence düzenlenmesidir.
Kandiller
Halkın kutsal gün ve gecelere ayrı bir hassasiyeti vardır. Kutsal gecelerin sabahı, mahalle sakinleri birbirinin gecelerini kutlar ;hayırlara vesile olmasını temenni eder. Yine o gün helva ekmek ve tahinli ekmek mahalleliye dağıtılır. Kameri aylarından , Muharrem ayın da ise aşure pişirilip dağıtılır.
Ölüm ziyaretleri (taziyeler)
Ilgın’da ölüm hadiselerinden sonra yapılan ölüm ziyaretleri(taziye) de önemli bir yer tutar. Bunda hısım-akraba konu-komşu gözetilmeksizin genellikle herkes ziyarete katılır. Ölen kişinin genç veya yaşlı olması da bu durumu bazen değiştirebilir. Gelen kişilerin kimisi cenaze evine başsağlığı diler. Hoca bulunursa Kur’an-ı Kerim okutulur. Genellikle hısım-akraba ve komşularda yemekle gelirler ve cenaze sahiplerine ellerinden geldiği müddetçe bir hafta boyunca iş yaptırmazlar. Kadınlarda kendilerine göre baş sağlığı ziyaretlerinde bulunurlar. Cenaze sahibi ölümü takip eden 40.ve 52. günlerinde mevlit okutturup yemek verir.
ATASÖZLERİ VE DEYİMLER
Atasözleri
Atta karın, yiğitte burun
Çobana verirsen kızı ,ya koyun güttürür ya kuzu
Kel başa şimşir tarak
Anası ölen hanım, babası ölen bey olur.
Arı yuvasına kazık sokulmaz.
Alemin şaşkını beyaz giyer kış günü
Oturduğu ahır sekisi,çaldığı İstanbul türküsü
Oturduğu bayır ile sırt, konuştu vırt ile zırt
Benim derdim inek ile dana senin derdin servi ile suna
Altın taht yaptırdım, altın baht yaptıramadım.
At, avrat,silah yiğidin bahtına.
Evlenenle, ev yaptıranın kefili Allah’tır
Harman yel ile düğün el.
Gelin çıkmadık ev olur cenaze çıkmadık ev olmaz.
Beslemeden kadın, gül ağacından odun olmaz.
Düğünde zurna, hamamda kurna beğenmez.
Kız kucakta çeyiz bucaktadır.
Deyimler
Ağzı kara
Avucunu yala
Diline vird etmek
Buldukça bunar
Ecinni devesi
Ebenin hörekesi
Yalak şalak
Yürek gakgını olmak
Hamur yazmak
Lala paşa eğlendiriliği
Cıngıllı halkının davulu
Ören hukkusu
Gay etmek
Zıttına gitmek
Düşe yazmak
Yakıp yıkmak
Göğnü bulanmak
Vesveseye kapılmak
Yüzü yerde olmak
DİLEKLER VE BEDDUALAR
Dilekler
Allah birini bin etsin
Hacı karısı ol
Allah iki iyilikten birini versin
Oğlu ile ordu, kızı ile komşu olsun
Elin kolun zeval görmesin
Kabrin cennet olsun
Beddualar
Gıranlar giresice
Boyu devrilesice
Boynu altında kalasıca
İki cihanda yüzü kara çıkasıca
Odun ocağın kör kalsın
Yurtsuz yuvasız kalasın
Mus mundar şişesin
Ekmeğini itler,yakanı bitler yesin
KÖY ODASI GELENEĞİ
Köy odası geleneği, günümüzdeki kahvehane ve televizyon gibi imkanların bulunmadığı dönemlerde,köy içindeki bayramlaşma,evlenme,sünnet,cenaze,taziye türü sosyal faaliyetlerin yanı sıra, dışarıdan gelen misafirlerin ikameti, yeme-içmesi ve hayvanların barınması işlevlerini görmektedir. Bir bakıma, sosyal dayanışma ve misafirperverlik olaylarının en güzel yansımalarıdır. Mimari form açısından da bu amaç ve işleve uygun inşa edilmişlerdir.
Özelikle kış aylarında gündüz ve gecelerin oturma, sohbet ve eğlencelerin yapıldığı bu odalar, her ailenin maddi imkan ölçüsünde döşenir. Varlıklı kimselerin odalarında, kişilere özel dolap bulunur. Bu dolaplarda kahve ve çay takımlarıyla hediyelik eşyalar yer alır. Dışarıdan gelen misafirlerin bütün ihtiyaçları, odasına misafir olan kişiye aittir. Çünkü bir bakıma oda sahibinin özel himayesi ve misafiri kabul edilip, onun prestijini de sergilemektedir. Yani misafir kabulü ve ağırlama işi, oda sahibinin şerefi anlamına gelmektedir.
Evin alt katı tamamen hayvanların barınması ve samanlığı için ayrılmıştır. Üst kat ise oturma ve ikamete uygun olarak düzenlenmiştir. Köy odalarının, zamanla bu sosyal aktiviteye ve köklü geleneğe bağlı olarak kendine mahsus bir “dili” de olmuştur.örneğin, “destilik=el yıkama yeri”, “baca=yataklarının konulduğu yer”, “terebzin=altı kömürlük ve odunluk,üstü ise oturmaya müsait tahtadan yapılmış bir bölüm” dür. Eskiden düğünlerde “yiğitbaşı”, terebzin denen yere otururmuş.
Modernleşmenin getirdiği oluşumlara bağlı olarak gün geçtikçe köy odası geleneği azalmaktadır. Mesela, Beykonak’ta Petlekim odası gibi yıl boyunca 12 ay hizmet veren odalar varken, yine 50’den fazla oda faalken, şimdi bu sayı birkaç adede düşmüştür.
Geleneğin kaybolmasının modernleşmeden sonra en önemli etkenlerden biri de köylerden şehirlere göç olayıdır .Bütün bu olumsuzluklara rağmen bu gelenek,Ilgının köylerin de kayda değer nispette halen sürmektedir.
ÖREN YERLERİ
Doğal güzellikleri ve mesire yerleri yönünden oldukça zengin olan ilçede, Ilgın gölü çevresinde jandarma dinlenme parkı,kaplıca çay bahçeleri, ilçe merkezinde parklar ve orman içlerinde muhtelif dinlenme yerleri vardır. Kara avcılığı kanunu esaslarına göre av yapılmakta olan Ilgın ‘da ki orman, göl ve meralarda yaban domuzu, keklik tavşan, kurt, tilki, porsuk, bıldırcın, yaban ördeği, yaban kazı üveyik gibi av hayvanları yaşamaktadır. Ayrıca Mahmuthisar, Beykonak ve Ormanözü köylerin de alabalık üretimi de yapılmaktadır
İlçe halkı ve çevre ilçelerden gelen misafirlerin Bulçuk göleti ve ormanı, Balkı boğazı,
Çatak Asmalıpınar, AşağıÇiğil Taşdelen suyu ve ormanı, Ilgın gölü çevresi, Hamamdağı, Mahmut-hisar ve Beykonak yaylaları, tatil günlerinde dinlendikleri mesire yerlerdir. Halk ve dışarıdan gelenlerin en fazla rağbet ettiği yerlerden biri de Ilgın kaplıcalarıdır. Kısaca Ilgın, dinlenme tesisleri, şifalı sular ve tarihi özellikleriyle büyük ilgi görmektedir.
