|
|
Ilgının Tarihteki Yeri
Yazan : fatma dağlı
09 Şubat 2010
Ilgın, Konya
|
Konya Siyasi Haritası |
|
| Harita | |
|
Türkiye'de bulunduğu yer |
|
| Bilgiler | |
| Şehir nüfusu | 31,178[](2007) |
| İlçe nüfusu | 61,814[](2007) |
| Yüzölçümü | 1394 km² |
| Rakım | 1092 metre |
| Koordinatlar | |
| Posta kodu | 42600 |
| Alan kodu | x |
| İl plaka kodu | x |
| Yönetim | |
| Ülke | Türkiye |
| Coğrafi Bölge | İç Anadolu Bölgesi |
| İl | Konya |
| Kaymakam | Xxxxx Xxxxx |
| Belediye başkanı | Halil İbrahim Oral |
| Website | [ Belediye] |
| İlçe kaymakamlık site | Kaymakamlık |
Ilgın, Konya ilinin bir ilçesidir.
Ilgın ilçesi Konya'ya 87 km mesafede olup yaklaşık 30.000 nüfuslu bir ilçedir. İlçede şeker fabrikası ve kaplıcalar bulunmaktadır. Ayrıca ilçede Selçuk Üniversitesi Ilgın Meslek Yüksek Okulu eğitim öğretim faaliyetlerini sürdürmektedir. Yüksek Okula devam eden ögrencilerin çoğu 6 adet özel yurtta barınmaktadır.
Çavuşçugöl kenarında, Hamam Dağı olarak adlandırılan alanda ve Ilgın'ın güneyinde yer alan ormanlık mahallerde piknik yapma, avcılıkla meşgul olma, yürüyüş turlarına çıkma imkânı vardır. Antik çağlardan günümüze kadim bir yerleşim mahalli olması, Ilgın'a güngörmüş bir hava katmaktadır. Geleneklerle göreneklerini modern hayatın gerekleriyle uyum içinde yürüten ilçe halkı da tarihin derinliklerinden gelen bir vakarla hareket edinmeyi ilke edinmişlerdir. Misafirperver, yardımsever, insancıl ve onurludurlar. .
Konu başlıkları
|
Jeolojik yapısı
Ilgın'ın jeolojik yapısını kalker tabakalar ile dağlık bölgelerde linyit da-marları oluşturmaktadır. Ayrıca ilçede bulunan sıcak su kaynağı da jeolojik açıdan ayrı bir önem taşımaktadır.
COĞRAFİ KONUM
Ilgın, İç Anadolu bölgesinin güney batısında yer alan Konya iline bağlı şirin bir ilçedir. İlçe merkezi Konya’dan
Doğusunda Kadınhanı, batısında Akşehir, Doğanhisar, Tuzlukçu kuzeyinde Yunak, güneyinde Derbent, Beyşehir ve Hüyük ilçeleri bulunan Ilgın’ın jeolojik yapısını kalker tabakalar ile dağlık bölgelerde linyit damarları oluşmaktadır. Ayrıca ilçede bulunan sıcak su kaynağı da jeolojik açıdan ayrı bir önem taşımaktadır.
YÜZEY ŞEKİLLERİ
Dağlar
Ilgın’ın kuzey batısından güney doğusuna doğru Sultan dağları uzanır. Bu dağların en önemli tepelerinden biri Ziyaret Tepe
Ovalar
Ilgın ovası, 5214 hektarlık tarım alanı ile ilçenin en büyük tahıl ambarıdır.Bu alanda %70 hububat, %20 pancar ve %10 sebze ve meyve yetiştiriciliği yapılmaktadır.Ayrıca batıda Argıthanı ovası, kuzeyde de Büyükoba ilçenin en verimli topraklarını oluşturur. Yağışların düzenli olmayışı sebebiyle karşılaşılan zorluklar, çiftçilerin kültür seviyelerinin yükselmesini zorunlu kılmıştır . Tarım gelirlerinin arttırılması ve çiftçinin bilinçlendirilmesi konusunda yoğun bir çalışmaya giren İlçe Kaymakamlığı, ilgili yatırımcı daireleri yönlendirerek eğitim çalışmalarına başlamıştır.
Akarsular ve Göller
Büyüklü küçüklü dere, çay , göl ve gölet bulunan bölgede , kışın ve ilkbaharda kar ve yağmur suları ile beslenen dereler bol su taşımalarına rağmen yaz aylarında suları çekilmektedir.
Çiğil Deresi
Konya’nın Derbent İlçesindeki dağlardan doğar . Buna Çiftliközü pınarları da katılır. Aşağıçiğil ve Kirazlı deresini geçince Gökbudak ve Dığrak’ tan gelen Sıçan suyunuda bünyesine alır .Aşağıçiğil ,Balkı kasabası ,Geçit ,Göstere köyü ve ilçe merkezinden geçerek Çavuşcugöl’e dökülür.Çiğil deresi ; Çavuşcugöl’ü besleyen en önemli su kaynağı durumundadır.İlkbahar aylarında ilçeyi tehdit eden tehlikeli su taşkın kanalıdır.
Mahmuthisar Çayı
Gökçeyurt ve Beykonak dağlarındaki pınarlardan doğar . Mahmuthisar’da bulunan Yeşil göl ile beslenir.Beykonak , Mahmuthisar ,Sadık köyü, Eldeş ,Ağalar ve Zaferiye köylerini sular. Çavuşcugöl’den gelen Atlantı sulama şebekesi ile birleşir.Ayrıca kış mevsiminde Mahmuthisar regülatörü, Bolasan devrivasyon kanalı (MEBİ ) adını alarak Eldeş ve Bulcuk regülatörlerinden geçip Çiğil çayına dökülür ve Çavuşcu gölünü besler.
Deli Çay ( Çebişli Deresi)
Doğanhisar çayı ve Çiğil çayı da denilen bu çay,Konya’nın Doğanhisar ilçesindeki dağlardan doğar.Argıthanı Koyuncu bölgesinden geçer.Reşadiye ve Çavuşcugöl kasabasındaki arazileri sulayarak Çavuşcugöl ’e dökülür.İlkbahar aylarında Argıthanı’nı tehdit eden taşkın bir deredir.
Bulcuk Deresi
Gökçeyurt kasabası ile Bulcuk dağları arasındaki pınarların birleşmesinden meydana gelir.Yaz-kış suyu hiç kesilmez.İlkbahar ve kış aylarında yağmur ve kar sularıyla çoğalır,yaz aylarında ise azalır.1995 yılında Yörükler ( Ketişler ) bölgesinde yapılan Bulcuk göletini besler.Göletin dolu savağından gelen sular.Boğaz ve Tercüman bölgelerindeki meyve,sebze,pancar ve tahıl arazilerini sulayarak Bolasan kanalına dökülür.
Ilgın (Çavuşcu ) Gölü 
Ilgın’ın
Mecidiye Köyü Göleti
Ilgın’ın
Bulcuk Göleti
Ilgın’ın
İKLİM
Ilgın’ın denizden yüksekliği
BİTKİ ÖRTÜSÜ
Ilgın’ın bitki örtüsü, İç Anadolu Bölgesi’nin tipik bitki örtüsü olan bozkırlardır.Bozkırlar genelde ilkbahar aylarında yeşerir,haziran ayı sonlarında sararırlar.İlçenin güneyinde yer alan Beykonak, Gökçeyurt ( Kembos ) ,Bulcuk,Balkı,Çiğil, Dığrak , Gökbudak dağlarında ormanlık alanlara rastlamak mümkündür.
Ormanlarda genelde karaçam,ardıç,meşe ağaç türleri mevcuttur.Ayrıca akarsu boylarında bol miktarda söğüt ve kavak ağaçları da bulunur.
İlçede 12.000 hektarlık ormanlık arazi, 20.900 hektarlık çayır ve meralar ve 127.344 hektarlıkta kültür arazisi vardır.
ULAŞIM
Ilgın,önemli kara ve demiryolları üzerine kurulmuş olup,konum itibariyle tarihi ipek yolunun uzantısı niteliğindedir.1869 yılında yapılan demiryolunun ilçenin gelişimine katkısı obüyüktür. Ilgın merkezinden geçen Konya-İstanbul ve Konya –İzmir yollarlı da ilçe ulaşımını daha canlı kılmaktadır.
Konya’ya
TARİHSEL GEÇMİŞİ
ILGIN ADININ TARİHÇESİ
Coğrafi konumu,tarihi ticaret yolları,kaplıcaları ve jeopolitik koşulları sebebiyle daima yerleşime açık olan Ilgın, antik dönemden Türkler’in fethine kadar Tyriaeum olarak isimlendirilmektedir.Türk dönemlerine ait el yazması eserler ve kitabelerden tespit edildiği kadarıyla tarihte birkaç farklı isimle anılmaktadır.
Bu isimlerden biri Ab-ı Germ ’dir.’Sıcak su , kaplıca suyu’ anlamına gelen ve Farsça olan bu isme Anadolu Selçuklu dönemi kaynaklarında rastlanmaktadır.Feridun Nafiz UZLUK ‘un Paris Milli Kütüphanesinden elde edip neşrettiği Tarih-i Al-i Selçuk der Anadolu (veya Anadolu Selçukluları Devleti Tarihi –III ) adlı Farsça kitapta,Ilgın adı Ab-ı Germ şeklinde dört ayrı yerde geçmektedir.
Görüldüğü gibi bu isimler,Ilgın’ın içindeki kaplıcanın varlığından kaynaklanmaktadır.Bu sebepten hareketle benzer ikinci bir isimlendirme de Hüdai Hamamı’ dır.”Allah’ın ,Tanrı’nın ve Yaratıcı’nın Hamamı” anlamındaki bu kullanım da,yine kaplıca suyunun doğal halinden gelmektedir. Osmanlı döneminin ünlü seyyahı Evliya Çelebi de bu anlamda “Ilgın adı verilmesine sebep,ılıcası olmalıdır.Çünkü ılıcaya “kudretten alınmış su”manasında ‘Ilgın’derler” şeklinde bir ifadeye yer vermektedir.
“Kaplıca” anlamındaki Germ kelimesi,tek başınada Ilgın’ın adı olarak kullanılmıştır.Bunun örneğine ,bugünkü Karaman şehri içindeki Karamanoğlu İbrahim Beyİmareti Camii ’nin duvarında taş malzemeyle kabartma tekniğiyle ve celi sülüs yazıyla yazılmış taş vakfiyede rastlamaktayız.Bu taş vakfiye de,imaretin gelirlerinin nerelerden sağlanacağı sıralanırken,Ilgın’ın adı da “….cümle-i Germ….” şeklinde geçmektedir.
Ilgın ve yöresinin, Fatih Sultan Mehmed döneminde Osmanlı Devleti’nin egemenliğine geçtiği bilinmektedir.Kanuni döneminde ırak seferi sırasında Matrahçı Nasuh tafarından kaleme alınan Beyan-ı Menazil-i Sefer-i Irakeyn adlı eserin minyatürlerinde ise ılgın adının “Ilgün” şeklinde kullanılmaya başlandığı görülmektedir.
Şehrin adının değişmesinde,ılgın yöresinde aynı adla anılan ağaçların etkili olup olmadığı ayrıca araştırılmalıdır.Osmanlı döneminde bundan sonraki hem el yazması eserlerde hem de kitabelerde ,artık ılgın kullanımıyla karşılaşılmaktadır.Mesela II.Mahmud döneminde ılgın müftüsü olan ve şehrin mimarında büyük emeği geçen Mustafa oğlu Seyyid Hacı Numan Efendi, Gözübüyük Camii kuzey duvarına sonradan yerleştirildiği tahmin edilen bir çeşme kitabesinde –ki bu kitabeyle birlikte bu güne kadar Ilgın merkezinde bu şahsa ait üç adet çeşmenin varlığı tespit edilmiş olmaktadır. “Sahibül hayrat el- Hac es-Seyyid Nu’man Efendi bin es-Seyyid Mustafa Efendi bi-kazai Ilgın gafera’llahü lehüma sene 1241 ibaresiyle,şehrin adını Ilgın olarak belirtmektedir. Aynı kişinin kaplıcayı 1838 tarihinde tamir ettirdiğine dair,hamamın kadınlar kısmı girişinin sağında yer alan onarım kitabesinde Ilgın adı geçmektedir.
Kısacası şehrin adının antik dönemlerde Tyriaeum , Anadolu Selçuklu ve Beylikler döneminde kaplıcaların varlığından hareketle Ab-ı Germ veya sadece Germ,Osmanlı döneminde ise Ilgün ve Ilgın şeklinde adlandırıldığı tespit edilmektedir.Günümüzde halen aynı ad kullanılmaktadır.
İLKÇAĞDAN TÜRK HAKİMİYETİNE KADAR ILGIN
Konya’dan batıya açılan yol güzergahındaki Ilgın,tarihin her devrinde önemli bir yerleşim yeri olmuştur.ılgın ve çevresinde yapılan yüzey araştırmaları sonucunda Argıthanı,Eldeş,Höyük ve Başhöyük’te Kalkolitik (M.Ö.5500-3000 ) döneme ait seramikler bulunmuştur.Yine Mahmuthisar Höyük ,Karaköy Höyük ve Navruşuk Höyük’e Erken Tunç Çağı (M.Ö 3000-2500) seramikleri ile Ilgın Höyük ,Şarampol Tepe, Eldeş Höyük ‘teki seramiklerde M.Ö 2000 ’lere tarihlenmektedir.
Bölge ,Hitit İmparatorluğunun egemenliğine girmiş (M.Ö. 1660-1190) ve bu dönemde Ilgın önemli bir yol güzergahı konumunu korumuştur.IV.Tuthalia ‘nın Arzava seferi (M.Ö 1250-1220) sırasında Yalburtta bir su anıtı inşa edilmiştir.Hititlerin yıkılmasının ardından Fryeyler (M.Ö. 750-680) ve Lykialılar (M.Ö 680-546 ) hakimiyetine girmiştir.Bir süre Pers (M.Ö. 700-546) egemenliğinde kalan Ilgın Büyük İskender’in Persler’i yenmesinin ardından Makedonya idaresi altına girmiştir. M.Ö 138 de Roma İmparatorluğu ve Bizans Devleti toprakları olmuştur.X. yüzyılda bölgeye müslüman Araplar’ın fetih hareketleri başlamıştır.
İsim kökeni
1. ılgın ismini kışın karda sadece bir gün boyunca açan bir çiçek'ten almıştır.
2. İlçedeki kaplıcanın varlığından hareketle “Allah’ın, Tanrı’nın ve Yaratıcı’nın Hamamı” anlamına Hüdâî Hamamı ismiyle de anılmıştır.
3. “Kaplıca” anlamındaki Germ kelimesi, tek başına Ilgın’ın adı olarak kullanıldığı gibi çoğunlukla Ab-ı Germ (Ilık Su, Kaplıca) terkibiyle de kullanılmıştır.
4. Yine kaplıcanın varlığı sebebiyle "Ilık su, ılığın" anlamında Ilgın ve Ilgun isimleri de tarihi kaynaklarda ilçeyi tanımlamak üzere kullanılmaktadır.
NOT: Şehrin adının değişmesinde, Ilgın yöresinde aynı adla anılan ağaçların etkili olup olmadığı ayrıca araştırılmalıdır. Osmanlı döneminde Fatih Sultan Mehmed'in yöreyi fethinden sonra hem el yazması eserlerde ve kitâbelerde "Ilgın" isminin kullanımı yaygınlaşmıştır. Nitekim bugün de ilçe hala aynı adla anılmaktadır.
SELÇUKLULAR DÖNEMİ
Büyük Selçuklular, Ilgın’ı 1077’de fethetmişlerdir. Anadolu Selçuklu döneminde Akşehir’in vilâyet olduğu, Ilgın’ın da Honaz vilâyetine bağlandığı; Haçlı Seferleri sırasında da Ilgın’ın müteaddid defalar yağmalandığı anlaşılmaktadır. Ilgın 1220 yılında Alâeddin Keykûbad tarafından kayınbabası Kir Farid’e verildiği, 1227 yılında Mengücek oğulları tarafından Erzincan’ın alınmasıyla, bölgenin Erzincan ve Erzurum beylerinden Davut Şah’a verildiği görülmektedir. Anadolu Selçukluları’nın son zamanlarında birkaç vilâyetle birlikte Ilgın’ın gelirleri, Af-yon’daki Sahip Ata Oğulları’ndan Taceddin Hüseyin ve Nasrudddin Hasan’a verilmiştir. Ancak Sahip Ata Oğulları, Karamanoğlu Mehmed Bey’den Konya’yı kurtarmak için yola çıkmıştır. İki ordu Akşehir ovasındaki Kozağaç köyü civarında karşılaşmış, Değirmen çayı ya da Adayan çayı ola-rak adlandırılan savaşın (1275) sonucunda Cimri (Siyavuş) ve Karamanoğlu Mehmed Bey komutasındaki ordu, Sahip Ata Oğulları’nı yenmiş ve bu bölge Çaylak adında bir beye verilmiştir. Bölge, Selçuklular’dan sonra kısa bir süre Karamanoğulları yönetimine geçmiştir.
Selçuklular Dönemi'nde Konya civarındaki dört pazardan biri Ilgın’da kurulmaktadır. Pazar münasebetiyle ilçeye gelen halk alış verişin yanı sıra kaplıcada da banyo yapmaktadır.
Mevlana ve Ilgın
Yine bu dönemde Mevlânâ’nın da şifâ bulmak amacıyla her yaz Ilgın kaplıcalarına için geldiği bilinmektedir. Ünlü eseri Mesnevi ve diğer kitaplarının bazı bölümlerini Ilgın kaplıcalarında yazdığı bilinmektedir.
Osmanlılar Dönemi
Fâtih Sultan Mehmed'in Karaman Seferi'ne memur ettiği Osmanlı Ordusu Karamanoğlu Pir Ahmed Bey’in ordusuyla Çiğil’de savaşmış, bunun sonucunda da Akşehir ve Ilgın bölgesi Osmanlı hâkimiyetine alınmıştır(1466).
Fâtih Sultan Mehmed, Gedik Ahmed Paşa’ya bölgenin genel bir evkâf ve emlâk tahririni yaptırmıştır. Tahrîri büyük Türk âlimleri Muslihuddin ve Kâsım Efendiler yapmışlardır. Defterde Karaman ili eyâlet olarak ifade edildikten sonra ayrıca sancaklara ve iki nâhiyeye ayrıldığı belirtilmektedir. Ilgın da içinde yer aldığı bu vilâyetler şunlardır:
- Konya,
- Lârende,
- Seydişehir,
- Bozkır,
- Beyşehri,
- Akşehir,
- Ilgın,
- Niğde,
- Şücâeddin ve Anduğu,
- Ürgüp,
- Ereğli,
- Aksaray,
- Koçhisar.
Nâhiyeler ise:
- Karahisar,
- Develü.
Fâtih’ten sonra (1493) II. Bâyezîd zamanında Karaman ilinin Hatiboğlu şöhretiyle tanınan Nasuhzâde Haydar tarafından ikinci bir tahrîri yapılmış, defteri de Hattat Ali yazmıştır. Kara-man ili, o zamanlar Karaman eyâleti olarak adlandırılıp 15 kazâya ayrılmış-tır:
- Konya,
- Bolvadin,
- Çimeneli,
- Akşehir,
- Ilgın,
- Niğde,
- Anduğu,
- Ürgüp,
- Ereğli,
- Aksa-ray,
- Koçhisar,
- Kayseri,
- Ermenek,
- Mut,
- Gülnar.
8 Mayıs 1637’de Bağdat seferine çıkan IV. Murad, Akşehir yoluyla Il-gın’a gelip kaplıcanın karşısındaki Koca çayırda otağını kurarak burada bir saray yaptırmıştır. Bu sarayın ne za-man, nasıl ve ne sebeple yıkılıp yok olduğu ise bilinmemektedir.
Osmanlıların Ilgın'daki hatıraları sadece bugün kalıntıları bile bulunamayan bu saraydan ibaret değildir. Osmanlı Devleti zamanında tüccarların, hacıların, seyyahların ve askerlerin hem güven içinde olmaları ve hem de rahat etmeleri için belirli hizmetlerin sunulduğu menzil külliyeleri yapılmıştır. Bu çerçevede Vezir Lala Mustafa Paşa tarafından yaptırılan Ilgın’daki menzil külliyesi, Ilgın’ın mâmur hâle gelmesinde büyük bir öneme sahiptir.
1887 Konya Vilâyeti Salnâmesi’ne göre, Ilgın’da 28 Sıbyan mektebi; 1894 Konya Vilâyeti Salnâmesi’ne göre ise 35 mescid, 50 câmi, 49 değirmen, 4 hamam, 4 fırın, 4 kahvehâne ve 117 dükkân bulunmaktadır.
Kurtuluş Savaşı'nda
Kurtuluş Savaşı’nda cephe gerisinde olan Ilgın, o yıllarda büyük çapta askerî birliklerin karargâh merkezi olması dolayısıyla, önemli tarihî olayla-ra sahne olmuştur. 1922 yılının 1 Mart - 21 Ağustos tarihleri arasında Fahrettin Altay Paşa komutasındaki 15.000 kişilik 5. Süvari Kolordusu, Ilgın ilçesinde altı aya yakın bir zaman kalmış ve Ilgın halkı bu zaman içinde Kolordu’ya elinden gelen her türlü yardımı yapmıştır.
Atatürk, 1 Nisan 1922 günü, yanında Cephe Komutanı İsmet İnönü, diğer bazı komutanlar, askerî ve siyâsî konuklarıyla birlikte Ilgın ovasında ikmal ve eğitim işleriyle Büyük Taaruz’a hızla hazırlanmakta olan Süvari Kolordusu’nu teftişe gelmiştir. Birinci, ikinci ve dördüncü süvari tümenlerinden kurulu Süvari Kolordumuz, kaplıca yakınında bulunan Koca Çayır’da toplanır. Başkomu-tan Atatürk’ün emriyle geçit resmine başlanır. 7-8 bin süvarinin bir kısmının mızraklı, bir kısmının yalın kılıç ve “Allah, Allah” nidâlarıyla savaş nizamında dört nala geçişleri, Ilgın ovasını bir anda âdetâ bir savaş alanına ve mahşer yerine çevirmiştir. En başta Fahrettin Altay Paşa, arkasından gene-ralleri ve kurmayları geçerler. 3 tümen süvari askerinin Koca Çayır’da tozu dumana katarak uzunca süren, muntazam ve hırslı geçişi, Başkomutan Mustafa Kemal Atatürk’ü ve diğer komu-tanlarımızı ne kadar heyecanlandırmış ve sevindirmiş ise, böyle bir tatbikatı ilk kez seyreden Sovyet ve Azerbaycan diplomatları ile askerî ateşeleri üzerinde de o derece müthiş bir etki yapmıştır. Ilgında kuvai milliye teşkilatı eşraftan Ali İspir ve Müsdebit hoca lakaplı Mustafa Üçekiz tarafından kurulmuştur.
Harekâtı inceleyen konuk Rus elçisi, kahraman askerlerimizin temsîlî düşman birliklerine karşı yapmış olduk-ları hücumlardaki çeviklik ve cengâver-liğine hayran kalmış, Atatürk’e yakla-şarak kulağına: “Anladım Ekselans!.. Bu kahraman ordu karşısında hiçbir kuvvet ayakta duramaz” demiştir.
21 Ağustos 1922 gecesinde ilçeden Afyon cephesine doğru harekete geçen 5. Süvari Kolordusu, Başkumandan Mustafa Kemal Paşa’nın Akşehir’de verdiği tarihî Büyük Taarruz emrinden sonra şanlı ordumuzun saflarına katıla-rak düşman cephenin yarılmasında büyük rol oynamış, 9 Eylül 1922’de diğer birliklerle İzmir’e girerek düşma-nı denize dökmüştür. Böylece Büyük Taarruz’un kazanılmasında Ilgın, çok önemli bir görevi yerine getirmiştir.
Önemli mekanlar
Ilgın (Sahip Ata) kaplıcası
Anadolu Selçuklu ve Beylikler döneminde kaplıcasından dolayı Âb-ı Germ olarak isimlendirilen Ilgın kaplıcası, Roma ve Bizans döneminde de kullanılmış olmalıdır.
Günümüzde mevcut olmayan 633 / 1235-36 tarihli kitâbeye göre, Alâeddin Keykûbad’ın emriyle Mimar Cemâleddin’e yaptırıldığı anlaşılmaktadır. Deprem ve savaş gibi sebeplerle yıkılan hamam, 666/1267 yılında Sultan Gıyâseddin Keyhüsrev zamanında, Sahip Ata tarafından Mimar Kaluyan’a inşâ ettirilmiştir. Kadınlar bölümünün giriş kapısı üzerindeki dilimli iki kemer içindeki kitâbe, celî sülüs hatlı ve 666/1267 tarihlidir. Osmanlı döneminde Sultan Abdülmecid zamanında 1254/1838’de Hacı Nûman Efendi tarafından da tamir edilmiştir.
Günümüze gelinceye kadar müteaddid defalar tâmirât görmüştür. Evliyâ Çelebi, nikris hastalığına tutulan Sultan Alâeddin Keykûbat’ın Ilgın kaplıcasında şifâ bulduğunu ve bu yapıyı yaptırdığını anlatmaktadır.
Sultan Alâeddin Keykûbad zamanında soyunma ve sıcaklık kısımları bulunan yapının, daha sonra yıkılması sonucunda 1267 yılında Sahip Ata Fahreddin’in, han, zâviye ve kaplıcadan oluşan bir külliye yaptığı anlaşılmaktadır.
Ilgın (Sahip Ata) Hanı
Sahip Ata Fahreddin, 666 / 1267 senesinde kaplıcayla birlikte hamamın yakınında Mimar Kâlûyânü’l-Konevî’ye yaptırtmıştır. 1934 yılında kalıntılarına rastlanmasına rağmen bu yapı ile ilgili hiçbir iz kalmamıştır.
Handevi Kandevi Zâviyesi ve Türbesi
Kaplıca yanında, Sahip Ata Fahreddin tarafından 1267’de Kıdanî zâviyesi yaptırıldığı vakıf kayıtlarından anlaşılmaktadır. Bu zâviyeden günü-müze hiçbir şey ulaşmamışsa da türbe hala ayaktadır. Bugünkü şekli ile kare planlı, üzeri kubbe ile örtülü, baldeken tarzındaki türbe, 16.-17. yüzyıllardan kalmış olmalıdır.
Şeyh Bedreddin (Sadeddin İsa) Türbesi
Şeyh Bedrettin mahallesinde bir e-vin bahçesindedir. Kapı üzerindeki kemer alınlığındaki dört satırlık celî sülüs kitâbeye göre, 685 / 1286-87 yılında Sâdeddin İsa tarafından yaptı-rılmıştır. Türbe, 1975 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü’nce tamir ettirilmiştir.
Pir Hüseyin Bey (Çukur) Câmii
Çarşı içinde kendi ismiyle anılan mahalledeki câmi, zeminden 1,5 m. daha aşağıda kaldığından, halk tarafından Çukur Câmi adıyla anılmaktadır.
Sungur Bey Türbesi
Mahmuthisar köyünün 4 km kuze-yinde, Ilgın ovasına hâkim bir tepede-dir. Türbenin inşâ kitâbesi yoktur. İçin-deki 742 / 1341 tarihli kitâbe ve türbe-nin formundan, Karamanoğulları dö-nemine ait olduğu anlaşılmaktadır.
Lala Mustafa Paşa Külliyesi
Lala Mustafa Paşa tarafından yaptırılan menzil külliyesi, sağ kol güzergâhında İstanbul - Mekke hattında, Eskişehir-Konya arasındaki en önemli menzil durumundadır. Bu külliye, Osmanlı döneminde bölgenin ticarî merkezi olarak görülmüş ve külliyenin yapımında ticarî yapılar ön plana çıkarılmıştır.
Câminin giriş kapısı üzerindeki üç satırlık celî sülüs hatlı kitâbeye göre, Sultan Selim oğlu Sultan Murad zamanında Kıbrıs Fâtihi Lala Mustafa Paşa tarafından 984 / 1576 yılında yaptırılmıştır. Birbirine bitişik iki büyük han, açık ve kapalı bölümlerinden oluşan arasta, merkezdeki câmi, tophâne, imâ-ret, Sıbyan mektebi, hamam ve helâlardan oluşan külliye, Mimar Sinan tara-fından yapılmıştır. Günümüzde arasta ve câmi kullanılmakta, han bölümü ise metruk haldedir.
Redif Taburu Merkez Konağı (Eski Askerlik Şûbesi)
Konağın 1310/1894 tarihinde yapıldığı, Konya salnâmesinde belirtilmektedir. Kuzey-güney doğrultusunda dikdörtgen planlı yapı, iki katlıdır. Kesme taş malzemeli konak, sofalı Türk evi planındadır. Kuzeydeki taş merdivenlerle girilen konak, günümüzde metruk haldedir.
Ünlüler
Hasan Fehmi Efendi Ilgınlıdır. Osmanlı Devleti’nin 110. Şeyhülislamıdır. Vefa TANIR (Eski Milletvekili; Sağlık, Bayındırlık, Milli Savunma, Orman Bakanı; TBMM Başkan Vekili ve Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı) Ilgınlıdır. TBMM Başkanı Ömer İZGİ (Doğanhisarlı), Eski Bayındırlık Bakanı Faruk BAL (Argıthanlı) Ilgınlıdır. Atilla İLHAN Ilgınlı değildir fakat kızkardeşi Çolpan İLHAN'la birlikte babasının kaymakamlığı sırasında ilçede bulunmuştur. Çeşitli eserlerinde ve konuşmalarında konuya değinmektedir. Prof.Dr. Tezer KUTLUK, Prof.Dr. Mehmet GÖK, Prof.Dr. Hasan Hüseyin TELLİ Ilgınlıdır. Prof.Dr. Mehmet KARATAŞ, Doç.Dr. H. Ahmet ÖZDEMİR, Doç.Dr.Nurettin ARSLAN, Doç.Dr. Hayri ERTEN, Doç.Dr. Ali BORAN Ilgınlıdır. Selda ALKOR, Meltem CUMBUL, Mustafa ALTIOKLAR Ilgınlıdır. Yukarıda bağımsız bir başlık altında bilgi verildiği üzere Mevlana, Mesnevi'sinin bazı beyitlerini ve diğer bazı eserlerinin bazı bölümlerini Ilgın'da yazmış, bu süreçte Ilgın'da yaşamıştır. Zülfü Livaneli ılgınlıdır seyittos ılgınlıdır callanın omar ılgınlıdır.turabılı uğur safa efendi avusturya başkonsolosu ve kuzeni ünlü gurme ve hayat koçu Mems(kara boduk) ılgınlıdır.
